0

Tarihçemiz

FİLYOS" Beldesi ve "TÍOS" antikkenti. Zonguldak'ın Çaycuma İlçesine bağlı bir belde. En güzel yanı ise Başkent Ankara'ya otomobille 2.5 saat, İstanbul'a 3.5 saat mesafede olması. Yani hafta sonu şehir yaşamından bunalıp da içinizden kendinizi şöyle bir yollara atma isteği uyandığında önünüze haritayı koyup keyifle seyahat edebileceğiniz bir güzergâh belirleyebilirisiniz. Örneğin Cuma akşamı mesai bitiminde dostlarınızla beraber Ankara'dan çıkıp, TEM'den Gerede istikametine doğru giderek, Yeni Çağ sapağından önce Devrek'e, sonra Çaycuma'ya ulaşın ya da İstanbul istikametinden Gerede'ye gelmeden Zonguldak/Bartın isitikametine önce Devrek'e, sonra Çaycuma'ya ulaşın. Çaycuma çevre yerleşkelere göre nispeten yeni bir ilçe olmakla birlikte sanayileşen ve hızla gelişen bir kent. Çaycuma'nın sıcakkanlı insanlarının eğitim düzeyi yüksek, dolayısıyla da ilçenin uygar, çağdaş bir yaşam tarzı var. Özellikle akşam saatlerinde dostlarınızla sıkılmadan eğlenebileceğiniz değişik mekânlar mevcut. Neşe ile eğlenerek geçireceğiniz gecenin ertesinde Çaycuma süt ürünleri ile yapacağınız sabah kahvaltısıyla birlikte arabalarınıza binip 20 dk. mesafedeki Filyos Beldesi'nin yolunu tutmak olacaktır. Filyos'a trenle de gidebilirsiniz. Yemyeşil vadilerin arasından, tünellerin içinden geçerek biraz uzun bir sürede de olsa ulaşabilirsiniz Filyos sahiline size kalmış...

Filyos'a yaklaştığınızda hâkim bir tepeden kente bakınız. Yeşilin mavi ile buluştuğu manzarada gözünüze hemen antik çağlara ait tarihi kalıntılar çarpacaktır. Önce o antik çağdan kalma kalıntıların arasında gezinti yapmadan ve uygarlık tarihinin Karadeniz kıyısı¬nda bizlere miras bıraktığı kalıntıları gezmeden Filyos'a inmeyin. Bu tarihi kalıntılarda gezerken binlerce, yüzlerce yıl öncesinin yaşam biçimini içinizde hissedin. Sonra Ankara Zonguldak demiryolu hattı üzerine kurulmuş Filyos Beldesi'nde kısa bir tur ve eğer mevsimlerden yaz ise doğruca geniş kumsalla. Karadeniz'in mavi sularıyla buluşmaya.

Uzun yollar kat ederek geniş kavisler çizerek akan Filyos Çayı. rafting sporu yapanlar için yeni keşfedilmiş, tehlikesiz bir parkur. Uygun bulacağınız bir mesafeden botunuza atlayıp yeşillikler arasın¬dan denize doğru rafting de yapabilirsiniz.

Sahilin bir köşesini kaplamış fabrika bacaları yanıltmasın sizi. Onlar Cumhuriyet ile başlayan top-yekûn kalkınma hamlesinin görkemli bir anıtıdır, tıpkı demiryolu gibi. Çevre için endişe etmenize de gerek yok, yıllarca insanlara iş ve ekmek kapısı olan. ülke ekono¬misine Filyos'tan gücü ölçüsünde katkıda bulunmuş o fabrika artık miadını tamamlamış durumda, sadece bir anıttan ibaret. Ona, ürettiği değerlere, orada harcanan alın teri ve emeğe saygıyla bakılmalı.

Gün dönüp, güneş yavaş yavaş dinlenmek için çekilmeye başladı¬ğmda ise Karadeniz'in bir başka armağanı nefis balık ziyafeti ile buluşmak için sahilde sizleri bekleyen balık lokantalarının yolunu tutmalısınız. Birbirinden lezzetli mezeler, salatalar eşliğinde günbatımını dostlarınızla izlerken balığınızın, salatanızın, zeytinyağlılarınızın tadına varabilirsiniz.

Batı Karadeniz kıyısında Zonguldak İli, Çaycuma İlçesi, Filyos beldesi'nde bulunan "TİOS" Antik Kenti, Bithynia Bölgesini, Paphla-gonia Bölgesinden ayırdığı belirtilen ve kentin hemen doğusunda denize dökülen Billios Irmağı'nın (bugünkü Filyos Çayı) hemen ağzında kurulmuştur.

Kent, M.Ö. 7. Yüzyılın ikinci yarısında Tios adında bir rahip tarafından bir Miletos Kolonisi olarak kurulmuştur. Geçmişten günümüze kadar ulaşan belgelere göre kent bazen Bithynia, bazen Paphlagonia ve bazen de Pontos kenti olarak nitelenmektedir. Kentin antik çağlarda adı Tios, Tieion, Teion ve Tion olmak üzere değişik adlarla anılmıştır. Kent Helenistik dönem boyunca çeşitli bölge krallıklarının hâkimiyeti altında kalmıştır. Kent üzerindeki Roma hâkimiyeti ise M.Ö. 70 yılında başlamış. Yazıtlardan ve sikkelerden Roma İmparatorluğu döneminde imparatorların ve valilerin kentin kalkınmasına önem verdikleri anlaşılmaktadır. Kent Bizans döneminde ise piskoposluk merkezi haline getirilmiştir. Bu, o deneme ait kurşun mühürlerin üzerindeki Tioslu piskoposların adlarından anlaşılmaktadır.

Kentten bahseden Skylaks (M.Ö. V. Yüzyıl) ve sonrasında Stabon (M.Ö. 69 M.S. 14) kentin adının "Teeion" olduğunu belirtirler. Tios adını kullanan Roma dönemi yazarlarından Aelianus (M.S. 175 235), kenti Herakleia ve Amastris ile birlikte Pontos kentleri arasında gösterirken, Athenaios (M.S. II Yüzyıl sonu M.S. III Yüzyıl başı) Pontos kenti ve Miletos kolonisi olarak tasvir etmişlerdir. M.S. II Yüzyılda yaşamış olan Tralleisli Phlegon ise bir isim listesinde "Pontos ve Bithynia'dan bir kent olarak nitelediği Tios'un ethinikon'unu Tianos ve Tiane olarak vermektedir.

Ammianus Marcellinus (M.S. 322 400) kentin adını diğer Pontos ve Paphlagonia kentleri yerleştir¬diği, diğer bölge kentleri gibi kökeninin Helenler'in aktivitelerin-den aldığını belirtmiştir. Arrianos (M.S. II Yüzyıl) burasını "Helenler'in Ion kökenli kenti" ve "Miletoslular'ın kolonisi) olarak nitelemiştir. M.S. VI. Yüzyıl edebiyatçılarından Byzantionlu Stephanos da kenti "Pontos'un Paphlagonia kenti" olarak zikretmiştir.

Konstantinos Porphyrogennitos (M.S. 905-959) eserinin farkı bölümlerinde Tiosve Tieion formunu kullanmakla kalmamış ayrıca üçüncü bir form olarak Teion'u da bunların yanına eklemiştir.Roma dönemi yazıtlarında kentin adı Teios, Tianos ve Teianos, Bizans dönemi mühürlerinde ise kentin adının Tios ve Tianos olduğu görülmektedir.

Bir tarih, bir sevda, bir tutkudur Filyos

Troyalıların yanında Akhalara karşı savaşmaya giden savaşçılardı onlar, tarihler bir tek onları yazar, gidip de geri dönmeyenler... Homerosrun Ilyada Destanına geçmiştir bu yiğit savaşçılar ve yenilince Troyalılar utançlarından dönmezler geriye bir daha onurlu Tioslu savaşçılar...

Bölgeyle ilgili uygarlık tarihin izinden yola çıktığımızda Frigya, Pers, Helen, Ceneviz, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı dönemine ait mistik bir seyahat yaparız. Kalesi, deniz altında kalan antik limanı, antik tiyatrosu, su kemerleri, mozaikleri, bedesteniyle uygarlık tarihinin günümüze armağanıdır Filyos...

Kalenin eteklerinden başlayan deniz, lacivert taşından boyanmış bir Rönesans tablosundaki azizenin mantosu gibi parıldıyor. Mavi ışıltıda, denizin boyuna asılmış bir inci gibi narin görüntüleriyle eski ve yeni iskelesi yani bu değerli kolyesi tabloya ayrı bir anlam veriyor...

Öteyüz, Cumayanı, Geriş, Sefercik, Abacık... Saflığından ve onurundan ödün vermeyen tertemiz insanların mozaiğini oluşturan köyleridir Filyos'un...

O güzelim şiveleri, tatlı çekişmeleri, ihtiyar delikanlıları, başı yazmalı kadınları, umut dolu çocukları ve mahalle aralarında miskin miskin dolan kedileri, köpekleri yani sokak sakini hayvanları... Mısırıyla, fasulyesiyle, biberiyle, mis kokan tarlalarıyla insanın doğayla barışık yaşadığı bir bölgedir...

Cumhuriyet sonrası kurulan fabrikası yöre halkının iş ihtiyacını karşılayan kuruluşlardan birisiydi, gençlerin bir bölümü maden ocaklarında, bir bölümü fabrika¬lardan iş beklerken, bir bölümü de rasgele umuduyla atar ağlarını denize... Sonraları buralar da çare vermez olur işsizliğe, göç vermeye başlar Filyos ve ekmek uzak diyarlardadır artık... Filyos gençleri umutlarını başka şehirlerde, metropollerde ya da gurbet ellerde aramaya başlar... Kalanların bir bölümü üniversite kapılarım zorlar, bir bölümü umutsuzca balıkçılığa devam eder... İşte bu yüzden bir kavgadır Filyos...

Irıp çekmeyeni, voli ağı kaldır¬mayanı, yeni iskeleden olta sallamayanı, eski iskeleden denize atlama¬yanı, sahilinde bir yaz günü sıcağında karpuz yemeyeni, kalenin yeşilliğinde piknik yapmayanı., fabrika kızlarına aşık olmayanı, parklarında çay içmeyeni, lokanta¬larında balık yemeyeni, soğuk kış geceleri ağlayan, inleyen kayalarında oturmayanı var mıdır Filyos'un?

Ölmeyen dostlukları vardır Filyos'un... Sonsuz sevdaları... Bir araya gelip sabahlara kadar süren sohbetleri... Hep bir ağızdan gülmeleri... Denizi, kumsalı, günbatımma doğru ağlardan yeni çıkmış balıklarıyla yenilen pancarlı salataları, köy peynirleri ile damaklarda tattır Filyos...

Çalışkan, becerikli, güzel çocukları da vardır Filyos'un... Uzak diyarlarda öğretmen, savcı, hâkim, avukat, doktor, mühendis, mimar, bürokrat, işçi, işveren bütün yurt coğrafyasına, Almanya'ya, Fransa'ya, Hollanda'ya, Avusturya'ya hatta Amerika'ya kadar yayılmış Filyoslu çocuklar... Ama her dem, her fırsatta, her yaz ayında, bayramda koşa koşa gelen ve Filyos'tan hiç vazgeçmeyen vefakâr, cefakâr çocukları...

Çaycuma'da da, Filyos'ta da bütçenize uygun otel ve pansiyonlar var. Geceyi hareketli bir ortamda geçirmek için Çaycuma, denize nazır sakin bir ortamda geçirmek isterseniz Filyos'u tercih edebilirsiniz.

Filyos sahilinde özenle yapılmış, nefis çeşitleri ile müşterilerine hizmet veren balık lokantaları mevcut. Çapari, Yakamoz, Canlı Balık ve Günbatımı, Deniz'e sıfır konumları, mütevazi yapıları ile gerek sundukları çeşitleri, gerek lezzet açısından, gerek hizmet kalitesi açısından coğrafyaya uyumlu, son derce güzel mekanlardır. Zeytinyağlılarla başlayan damak yolculuğunuz kıvamında pişirilmiş balık çeşitleriyle sürer, üstelik fiyatları da bir hayli hesaplı yani her keseye uygundur.

Paklalı pırasa (barbunyalı pırasa), mancar (lahana) çorbası, mancar dolması, gölemez, zilbıt (yöreye ait bir bitkiden yumurtayla yapılan yemek), etli kapuska, pancar turşusu, fasulye turşusu mezgit istavrit, palamut, lüfer, kalkan, bol yeşillikli salata, zeytinyağlı mezelerinden yemeden...

Çayır Mağarası'nı, Filyos Kalesi'ni, Kadıoğlu Mozaiklerini, Şeker Kanyonu'nu (Yenice) görmeden...

Süt ürünlerinden kaşarını, kömüş (manda) yoğurdunu, lahanasını, pancar turşusunu almadan gelmeyin...